İçeriğe geç
Yatırım radarı

Medya neden yalnızca izlenme ve tıklanma peşinde koşmamalı?

5 dk okuma
Medya neden yalnızca izlenme ve tıklanma peşinde koşmamalı?
Medya_Neden_Yalnızca_Tıklanma_Peşinde_Koşmamalı-münir-zakiroğlu-köşe_yazısı copy

Dijital dünyada neredeyse her şeyin bir ölçüsü var. Kaç kişi izledi, kaç kişi tıkladı, kaç saniye ekranda kaldı, kaç kişi paylaştı… Bir içeriğin performansını anlamak için önümüzde sayısız veri bulunuyor.

Bir medya kuruluşu için bunlar elbette önemli. Ürettiğiniz içeriğin insanlara ulaşmasını istemeniz kadar doğal bir şey yok. Üstelik dijital yayıncılıkta sürdürülebilir olmak istiyorsanız, erişimi ve etkileşimi dikkate almak zorundasınız.

Fakat bazen bütün bu sayıların arasında daha önemli bir soruyu gözden kaçırdığımızı düşünüyorum:

Peki, bütün bunları yaparken insanlara gerçekten ne katıyoruz?

Yaklaşık 15 yıllık habercilik deneyimimin ardından bugün bu soruya bir de medya girişimcisi olarak bakıyorum. Haber üretmenin, gündemi takip etmenin ve doğru bilgiyi insanlara ulaştırmanın ne anlama geldiğini farklı dönemlerde deneyimleme fırsatım oldu. Şimdi ise Gifi+ ile kendi medya anlayışımızı geliştirmeye çalışıyorum.

Bu yolculuk bana, medyanın başarısını yalnızca rakamlar üzerinden değerlendirmenin eksik kalacağını bir kez daha düşündürüyor.

Her tıklama aynı değeri taşır mı?

Bir haberin binlerce kişi tarafından okunması elbette güzel. Bir videonun geniş kitlelere ulaşması, bir röportajın beklenenden fazla ilgi görmesi, hazırladığınız içeriğin paylaşılması… Bunların hepsi emeğinizin karşılık bulduğunu gösteren işaretler olabilir.

Ancak yüksek izlenme sayısı her zaman yüksek etki anlamına gelmiyor.

Bazen bir içerik saniyeler içinde tüketilip unutuluyor. Bazen daha sınırlı bir kitleye ulaşan bir röportaj, bir girişimcinin yeni bir yatırımcıyla tanışmasına vesile oluyor. Bazen bir haber, bir insanın bir sektöre bakışını değiştiriyor ya da daha önce bilmediği bir fırsattan haberdar olmasını sağlıyor.

Bunların hepsini aynı ölçekte değerlendirmek mümkün değil. Zaten mesele de bütün içeriklerin aynı etkiyi yaratması değil.

Mesele, medyanın yalnızca ölçülmesi kolay olanı değerli kabul etmemesi.

Çünkü bir içeriğin gerçek karşılığı, bazen istatistik ekranında göremediğimiz bir yerde ortaya çıkıyor.

Dikkat çekmek mi, güven kazanmak mı?

Bugün hepimiz sınırlı bir dikkat için yarışıyoruz. Haber siteleri, sosyal medya platformları, video kanalları ve içerik üreticileri aynı insanlara ulaşmaya çalışıyor.

Bu ortamda dikkat çekici başlıkların, güçlü görsellerin ve kısa videoların önemi tartışılmaz. İnsanların ilgisini çekemeyen bir içeriğin anlatacakları ne kadar değerli olursa olsun, o içeriğe ulaşmak zorlaşabiliyor.

Ancak dikkat çekmekle güven kazanmak aynı şey değil.

Bir başlıkla insanı içeriğe davet edebilirsiniz. Fakat o insanın bir sonraki içeriğinizi de okumak istemesi için daha fazlasını sunmanız gerekir. Doğru bilgi, sağlam bir editoryal yaklaşım, bağlam ve tutarlılık…

Bence medyanın uzun vadeli değeri de burada oluşuyor.

İnsanların yalnızca karşılarına çıktığımız için bizi takip etmelerini değil, ürettiğimiz içeriğe güvendikleri için bizi tercih etmelerini istiyorsak, kısa vadeli etkileşim hedefleriyle uzun vadeli itibar arasında bir denge kurmalıyız.

Elbette bu kolay değil. Medya kuruluşlarının da çalışanlarına, üretim maliyetlerine ve sürdürülebilir gelir modellerine ilişkin sorumlulukları var. Dijital yayıncılığı yalnızca iyi niyetle sürdürmek mümkün değil.

Ama tam da bu nedenle, neyi başarı olarak kabul ettiğimiz üzerine daha fazla düşünmemiz gerekiyor.

Bir girişimin hikâyesi yalnızca aldığı yatırımdan ibaret değil

Gifi+’ta girişimcilik, startup dünyası, yatırım, finans ve teknoloji üzerine içerikler üretiyoruz. Bu alanlarda haber değeri taşıyan çok sayıda gelişme yaşanıyor. Yeni yatırımlar, şirketlerin büyüme hikâyeleri, yeni teknolojiler ve farklı iş modelleri…

Bunları okuyucularımıza aktarmak işimizin önemli bir parçası.

Ancak bir girişimin aldığı yatırımı haberleştirmekle, o girişimin hikâyesini gerçekten anlatmak arasında bir fark olduğuna inanıyorum.

Yatırım miktarı önemli olabilir. Fakat o girişim hangi sorunu çözüyor? Kurucusu bu işe neden başladı? Hangi zorluklarla karşılaştı? İş modelini nasıl geliştirdi? Başka girişimciler bu deneyimden ne öğrenebilir?

Bu soruların cevapları, yalnızca o günün gündemini takip etmek isteyenler için değil, kendi işini kurmayı düşünen veya mevcut işini büyütmeye çalışan insanlar için de değer taşıyor.

Medyanın burada bir sorumluluğu olduğunu düşünüyorum: Yalnızca gerçekleşen gelişmeleri duyurmak değil, mümkün olduğunca o gelişmelerin arkasındaki hikâyeyi ve anlamı da ortaya çıkarmak.

Çünkü bir haber gündemi anlatabilir. İyi hazırlanmış bir içerik ise aynı zamanda bir şey öğretebilir, yeni bir fikir verebilir veya insanları harekete geçirebilir.

Daha fazla içerik mi, daha fazla değer mi?

Teknoloji geliştikçe içerik üretmek kolaylaşıyor. Yapay zekâ sayesinde araştırma, metin hazırlama, video işleme ve farklı formatlarda içerik üretme süreçleri yeniden şekilleniyor. Önümüzdeki dönemde çok daha fazla içeriğin çok daha kısa sürede üretileceğini tahmin etmek zor değil.

Peki, içerik üretmenin giderek kolaylaştığı bir dünyada asıl değer nerede oluşacak?

Bence cevap yalnızca daha fazla içerik üretmekte değil.

Doğru soruyu sormakta, güvenilir kaynaklara ulaşmakta, bilgiyi doğrulamakta, olayları bağlamına oturtmakta ve insanlara gerçekten ihtiyaç duydukları bilgiyi sunabilmekte…

Yapay zekâ bir röportajı özetleyebilir, uzun bir videodan kısa içerikler çıkarabilir veya farklı dillerde yayın yapmayı kolaylaştırabilir. Bunlar medya kuruluşları için önemli imkânlar sunuyor.

Ancak hangi hikâyenin anlatılmaya değer olduğunu belirlemek, o hikâyenin arka planını anlamak ve insanlara karşı editoryal sorumluluk taşımak da en az üretim hızı kadar önemli.

Geleceğin medyasını yalnızca en hızlı içerik üretenlerin değil, ürettiği içeriğe neden ihtiyaç duyulduğunu anlayabilenlerin de şekillendireceğine inanıyorum.

Belki de başarıyı yeniden düşünmeliyiz

Medya kuruluşlarının izlenme, tıklanma ve erişim sayılarını önemsemesine karşı değilim. Aksine, ürettiğimiz içeriğin karşılık bulup bulmadığını anlamak için bu verilere ihtiyacımız var.

Ancak bu verileri nihai hedef olarak gördüğümüzde, neden içerik ürettiğimizi unutma riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.

Benim için asıl soru şu: Bir medya kuruluşu, erişimini büyütürken güvenini de büyütebiliyor mu? Daha fazla insana ulaşırken onlara daha fazla değer sunabiliyor mu? Bugünün gündemini aktarırken yarının düşüncelerine de katkıda bulunabiliyor mu?

Bunların her birinin kolay bir cevabı yok. Üstelik her medya kuruluşunun hedef kitlesi, iş modeli ve yayın yaklaşımı farklı. Her içeriğin büyük bir toplumsal etki yaratmasını beklemek de gerçekçi değil.

Yine de bu soruları sormanın önemli olduğunu düşünüyorum.

Çünkü medya yalnızca insanların dikkatini çeken değil, o dikkatin karşılığını veren bir alan olmalı.

Bugün Gifi+ ile yapmaya çalıştığımız şey de benim için bununla ilgili. Yalnızca daha fazla insana ulaşmak değil; ürettiğimiz içeriklerle girişimcilik ve teknoloji ekosistemine katkıda bulunmak, farklı hikâyeleri görünür kılmak ve insanların yeni fikirlerle, yeni insanlarla ve yeni fırsatlarla karşılaşmasına zemin hazırlamak.

Bunu ne ölçüde başarabileceğimizi zaman gösterecek. Biz de ürettiklerimizi, aldığımız geri bildirimleri ve öğrendiklerimizi dikkate alarak yolumuza devam edeceğiz.

Sonuçta, elbette kaç kişinin bizi izlediğini bilmek istiyoruz.

Ama bir gün dönüp geriye baktığımızda yalnızca kaç kişiye ulaştığımızı değil, ürettiğimiz içeriklerin kaç kişiye bir şey kattığını da konuşabilmek istiyorum.

Bence medya için asıl mesele, bu iki hedefi birbirinin karşısına koymadan birlikte gerçekleştirebilmek.

Yazar Münir Zakiroğlu

Münir Zakiroğlu, Gifi+'ın kurucusu ve sorumlu yazı işleri müdürüdür. İstanbul Aydın Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema bölümü mezunudur. 2012–2026 yılları arasında Anadolu Ajansı'nda editör olarak görev yaptı. Arapça ve İngilizce bilgisi sayesinde Orta Doğu'nun birçok bölgesinde sahada çalışarak özel haberler ve dosyalar hazırladı. Gifi+'ta girişimcilik ve yatırım ekosistemini takip ediyor.

İlgili içerikler

Tümü →
Köşe Yazıları

Network Yapmak Değil, Bağ Kurmak

Girişimcilik ekosisteminde son dönemde en çok duyduğumuz kelimelerden biri: Network. “Network’ünü genişlet.” “Doğru insanlarla tanış.” “Çevreni büyüt.” “Etkinliklere git, insanlarla tanış.” Hepsi doğru. Ama…

Münir Zakiroğlu

Gifi+ Bülten

Ekosistemin nabzı, her hafta e-postanda.

Yatırım turları, girişim hikâyeleri ve analizler. Spam yok, istediğin an ayrılırsın.

Abone olarak e-posta adresinin bülten gönderimi amacıyla işlenmesini kabul edersin. KVKK Aydınlatma Metni

×