Kurumsal IT altyapılarında iş sürekliliği uzun yıllar boyunca büyük ölçüde insan tecrübesi üzerine inşa edildi. Hangi verinin kritik olduğu, ne sıklıkla yedekleneceği, ne kadar süre saklanacağı, hangi altyapının ne kadar kapasiteye ihtiyaç duyduğu veya olası bir kesinti sonrasında sistemlerin hangi sırayla ayağa kaldırılacağı gibi kritik kararların tamamında karar verici insandı. Bu kararların teknolojiye uygulanması ve sonrasında sistemlerin izlenmesi de yine insan ekiplerinin sorumluluğundaydı.

Bu model uzun yıllar boyunca çalıştı. Ancak günümüzde kurumların sahip olduğu veri miktarı, uygulama sayısı ve altyapı karmaşıklığı geçmişle kıyaslanamayacak ölçüde arttı. Fiziksel sistemler, sanallaştırma platformları, özel bulutlar, genel bulut servisleri ve SaaS uygulamalarının birlikte kullanıldığı yapılarda artık binlerce değişken aynı anda iş sürekliliğini etkileyebiliyor.

Dolayısıyla bugün karşımızdaki temel sorun çoğu zaman teknolojinin yetersizliği değil, doğru kararın doğru zamanda verilip verilmediği.

İnsan tecrübesinin sınırları

Bir kurum çok güçlü bir yedekleme altyapısına sahip olabilir. Ancak yanlış belirlenmiş saklama politikası, yetersiz kapasite planlaması veya kritik bir sistem için hatalı belirlenmiş RPO ve RTO hedefleri nedeniyle gerçek bir kriz anında beklediği sonucu alamayabilir.

Daha önemlisi, sistem bazen yaklaşan problemi günler veya haftalar öncesinden farklı sinyallerle göstermeye başlamış olabilir.

Kapasite kullanımındaki düzenli artış, yedekleme sürelerinin giderek uzaması, belirli işlerin sürekli hata vermesi, uygulama performansındaki küçük değişimler veya altyapının farklı katmanlarından gelen anomaliler tek başlarına kritik görünmeyebilir. İnsan tarafından ayrı ayrı değerlendirildiğinde gözden kaçabilecek bu sinyaller, birlikte ele alındığında yaklaşan bir operasyonel problemin habercisi olabilir.

İşte yapay zekânın iş sürekliliğinde yaratacağı asıl dönüşümün burada başlayacağını düşünüyorum.

Yapay zekâ yeni bir karar katmanı oluşturuyor

AI destekli sistemlerin en önemli avantajlarından biri, çok büyük miktardaki operasyonel veriyi sürekli analiz edebilmesi ve farklı sistemlerden gelen veriler arasındaki ilişkileri insan ekiplerinin değerlendirebileceğinden çok daha geniş bir ölçekte inceleyebilmesi.

Bu noktada yapay zekâyı insanın yerine karar veren bir mekanizma olarak görmek yerine, insanın verdiği kararları sürekli değerlendiren ve sorgulayan ikinci bir karar katmanı olarak konumlandırmak gerekiyor.

Örneğin kurum bir veri seti için 30 günlük saklama politikası belirlemiş olabilir. Geleneksel yapıda sistem bu politikayı uygular. AI destekli bir yapıda ise sistem yalnızca verilen talimatı yerine getirmekle kalmaz; verinin büyüme hızını, değişim oranını, geri dönüş ihtiyaçlarını, kapasite kullanımını ve geçmiş operasyonları birlikte değerlendirerek mevcut politikanın sürdürülebilir olup olmadığını da analiz edebilir.

Benzer şekilde belirlenmiş bir yedekleme penceresinin zaman içerisinde karşılanamayacağını veya mevcut kapasitenin belirli bir süre sonra kritik seviyeye ulaşacağını önceden görerek IT ekiplerine aksiyon önerileri sunabilir.

Buradaki önemli değişim şudur: Sistem artık sadece kendisine verilen kararı uygulamıyor; o kararın sonuçlarını da değerlendiriyor.

Kriz anından önce harekete geçebilmek

İş sürekliliğinde en pahalı problem, fark edilmeyen problemdir.

Bir yedekleme işleminin başarıyla tamamlanmış görünmesi, ihtiyaç anında verinin mutlaka sorunsuz geri dönebileceği anlamına gelmez. Gerçek iş sürekliliği, yalnızca verinin bir yerde bulunması değil, ihtiyaç duyulduğu anda doğru ve kullanılabilir verinin geri getirilebilmesidir.

AI destekli veri koruma ve altyapı yönetiminin sağlayabileceği en önemli katkılardan biri de bu noktada ortaya çıkıyor.

Geçmiş operasyonların sonuçları, sistem davranışları, veri değişim oranları, kapasite eğilimleri, başarısız işlemler ve performans anomalileri birlikte değerlendirildiğinde sistem, henüz kesinti yaşanmadan potansiyel riskleri ortaya çıkarabilir.

Böylece IT yönetimi giderek reaktif bir modelden öngörülü bir modele dönüşür.

Klasik yaklaşımda “Sorun oluştu, nasıl çözeriz?” sorusunu sorarken yeni yaklaşımda “Bu gidişat devam ederse nerede sorun yaşayacağız ve bunu bugün nasıl engelleyebiliriz?” sorusunu sormaya başlıyoruz.

Yapay zekâ insanın yerini değil, karar kalitesini değiştiriyor

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Yapay zekânın IT ekiplerinin veya uzmanların yerini tamamen alacağı bir modelden söz etmiyoruz.

Aksine, insanın tecrübesini çok daha büyük bir veri seti ve sürekli analiz yeteneğiyle destekleyen bir yapıdan bahsediyoruz.

Bir uzmanın yıllar içerisinde edindiği tecrübe son derece değerlidir. Ancak en deneyimli uzman dahi günün 24 saati binlerce metriği aynı anda takip edemez, farklı sistemlerden gelen milyonlarca olay arasındaki bütün ilişkileri değerlendiremez.

Yapay zekâ burada insan tecrübesini ölçeklendirebilir.

AI sistemdeki anomalileri bulur, olası sonuçları değerlendirir, riskleri önceliklendirir ve mantıksal aksiyon önerileri oluşturur. Uzman ise kurumun iş önceliklerini, operasyonel gerçeklerini ve risk iştahını dikkate alarak nihai kararı verir.

Bu birliktelik, yalnızca daha otomatik değil, daha kontrollü ve daha öngörülebilir bir IT altyapısı anlamına geliyor.

İş sürekliliğinin yeni tanımı

Önümüzdeki dönemde iş sürekliliğini yalnızca yedekleme, felaket kurtarma veya yüksek erişilebilirlik başlıkları altında değerlendirmek yeterli olmayacak.

Gerçek iş sürekliliği; uygulamadan altyapıya, altyapıdan veriye kadar bütün teknoloji katmanlarının birlikte izlenmesi, aralarındaki ilişkinin anlaşılması ve oluşabilecek risklerin kesintiye dönüşmeden önce tespit edilmesiyle mümkün olacak.

Yapay zekânın buradaki en büyük katkısı ise daha fazla otomasyon sağlamaktan çok, kurumların teknoloji altyapılarında alınan kararların kalitesini sürekli olarak ölçebilmesi olacak.

Çünkü geleceğin güçlü IT altyapısı yalnızca verilen talimatları doğru uygulayan altyapı olmayacak.

Kendisine verilen kararları sorgulayabilen, sonuçlarını öngörebilen ve daha doğru alternatifler önerebilen altyapı olacak.

Ve bana göre yapay zekâ çağında iş sürekliliğini belirleyecek temel fark da tam olarak burada ortaya çıkacak.

İlgili Yazılar

×