Türkiye’nin teknoloji gündeminde yeni bir dönem başlıyor
Yapay zekâ, uzun süredir teknoloji dünyasının en çok konuşulan başlığı. Ancak 2026 yılı itibarıyla bu tartışmanın niteliği belirgin biçimde değişiyor. Artık yalnızca büyük dil modellerinin neler yapabildiğini, üretken yapay zekânın hangi metinleri yazdığını ya da hangi görselleri oluşturduğunu konuşmuyoruz. Şirketlerin önündeki asıl soru çok daha somut: Yapay zekâ üretim hattına, satış süreçlerine, müşteri deneyimine, insan kaynaklarına, finansal yönetime, siber güvenliğe ve karar mekanizmalarına nasıl entegre edilecek?
Başka bir ifadeyle, gösteri dönemi yavaş yavaş sona eriyor; değer üretme dönemi başlıyor.
Yapay zekâ artık yalnızca teknoloji şirketlerinin geliştirdiği bir ürün değil; bütün sektörlerin rekabet gücünü yeniden tanımlayan temel bir üretim altyapısıdır.
Tam da bu nedenle TOBB Türkiye Yazılım Meclisi himayesinde ve Yapay Zekâ Komitesinin katkısıyla düzenlenen TOBB İş Dünyası Yapay Zekâ Zirvesi, sıradan bir teknoloji etkinliğinden daha büyük bir anlam taşıyor. 29 Temmuz 2026 Çarşamba günü Ankara Crowne Plaza’da gerçekleştirilecek zirve; yazılım şirketlerini, sanayicileri, KOBİ’leri, kamu temsilcilerini, akademisyenleri, teknoloji yöneticilerini, girişimcileri ve karar vericileri aynı zeminde buluşturmayı hedefliyor. Zirvenin resmî programı 09.00’da kayıt ve karşılama ile başlayacak, gün boyunca strateji oturumları, sektör panelleri, uygulama sunumları ve yapay zekâ destekli B2B görüşmelerle devam edecek. Zirvenin resmî internet sitesi, başvuruların yoğun ilgi sonucunda sona erdiğini ve programın internet sitesi üzerinden canlı yayımlanacağını da duyuruyor.
Bu buluşmanın kıymeti yalnızca konuşmacıların veya katılımcıların sayısından kaynaklanmıyor. Asıl değer, Türkiye’nin yapay zekâ konusunda artık “farkındalık oluşturma” aşamasından “doğru yatırımı yapma, doğru çözümü seçme ve ölçülebilir sonuç üretme” aşamasına geçmesinde yatıyor.
Zirvenin zamanlaması neden son derece önemli?
Teknoloji zirvelerini önemli kılan yalnızca içerikleri değildir; düzenlendikleri zamanın ekonomik, teknolojik ve toplumsal şartları da belirleyicidir. TOBB İş Dünyası Yapay Zekâ Zirvesi bu açıdan son derece kritik bir döneme denk geliyor.
Türkiye, Haziran 2026’da yeni Yapay Zekâ Eylem Planı’nı açıkladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının duyurusunda, yapay zekâ okuryazarlığının 81 ile yayılması, iki yılda 5 milyon vatandaşa eğitim verilmesi ve ileri düzey insan kaynağının geliştirilmesi gibi hedefler öne çıktı. Bu adımlar, yapay zekânın yalnızca birkaç büyük şirketin teknoloji yatırımı olarak görülmediğini; insan kaynağı, sanayi, eğitim, girişimcilik ve kamu politikalarıyla birlikte ele alınan millî bir dönüşüm alanına dönüştüğünü gösteriyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Yapay Zekâ Eylem Planı duyurusu, bu yeni dönemin ölçeğini açık biçimde ortaya koyuyor.
Diğer taraftan Avrupa Birliği Yapay Zekâ Tüzüğü’nün önemli şeffaflık hükümleri 2 Ağustos 2026 itibarıyla uygulanmaya başlayacak. Bu tarih, Ankara’daki zirveden yalnızca birkaç gün sonrasına denk geliyor. Avrupa pazarına ürün satan, Avrupa’daki şirketlerle çalışan veya küresel ölçekte büyümeyi hedefleyen Türk girişimleri açısından yapay zekâ artık yalnızca teknik yeterlilik konusu değildir. Şeffaflık, veri yönetişimi, telif, insan denetimi, risk sınıflandırması, siber güvenlik ve kayıt tutma gibi alanlar doğrudan ürün stratejisinin parçası hâline gelmektedir. Avrupa Komisyonunun Yapay Zekâ Tüzüğü uygulama takvimi, yapay zekâ geliştiren ve kullanan şirketlerin önündeki yeni uyum çerçevesini ayrıntılı biçimde açıklıyor.
Küresel pazarda da benzer bir kırılma yaşanıyor. Şirketler artık yalnızca “Bir yapay zekâ projemiz var.” demekle yetinemiyor. Yönetim kurulları ve yatırımcılar şu sorulara cevap arıyor:
- Bu çözüm hangi maliyeti düşürüyor?
- Hangi geliri artırıyor?
- Hangi operasyonu hızlandırıyor?
- Hata oranını ne kadar azaltıyor?
- Kullanılan verinin güvenliği nasıl sağlanıyor?
- Çözüm, şirketin mevcut sistemleriyle nasıl bütünleşiyor?
- Yatırımın geri dönüşü hangi göstergelerle ölçülüyor?
2026’nın temel ayrımı, yapay zekâ kullananlarla kullanmayanlar arasında değil; yapay zekâyı ölçülebilir bir iş sonucuna dönüştürenlerle onu yalnızca bir vitrin unsuru olarak kullananlar arasında oluşacaktır.
Bu nedenle zirvenin zamanlaması tesadüfi değildir. Türkiye’de yeni eylem planının açıklandığı, Avrupa’daki düzenleyici çerçevenin uygulama safhasına geçtiği, şirketlerin yapay zekâ bütçelerini yeniden değerlendirdiği ve girişimlerin gerçek müşteri problemlerine yönelmek zorunda kaldığı bir anda böyle bir buluşma düzenlenmektedir. Ankara’da kurulacak masa, aynı zamanda önümüzdeki yılların rekabet şartlarını konuşacağımız bir gelecek masasıdır.
TOBB Türkiye Yazılım Meclisi neden stratejik bir yapıdır?
Yapay zekâ gibi çok katmanlı bir dönüşüm yalnızca teknoloji şirketlerinin kendi aralarında konuşmasıyla yönetilemez. Çünkü bu dönüşümün bir tarafında yazılım geliştiriciler ve teknoloji sağlayıcıları, diğer tarafında sanayiciler, KOBİ’ler ve hizmet şirketleri bulunuyor. Kamu; mevzuat, teşvik, standart ve politika boyutunda sürecin içinde yer alıyor. Üniversiteler insan kaynağını ve bilimsel kapasiteyi oluşturuyor. Yatırımcılar ölçeklenmenin finansmanını sağlıyor. Girişimciler ise bütün bu yapıların arasındaki boşluklarda yeni çözümler geliştiriyor.
TOBB Türkiye Yazılım Meclisinin önemi tam olarak burada ortaya çıkıyor. Meclis, sektörün sorunlarının ve gelişim alanlarının ortak akılla ele alınabildiği; özel sektör ile kamunun aynı masada buluşabildiği güçlü bir istişare zemini sunuyor. TOBB Türkiye Yazılım Meclisinin kendi ifadesiyle misyonu, sektörel gelişmeyi teşvik etmek, sorunları incelemek ve alınabilecek önlemleri belirlemektir.
Bu görev tanımı ilk bakışta kurumsal bir çerçeve gibi görünebilir. Oysa yazılım sektörünün bugünkü yapısı düşünüldüğünde çok daha derin bir karşılığı vardır. Yazılım artık müstakil bir sektör olmanın ötesine geçti. Otomotivden tarıma, savunma sanayiinden sağlığa, perakendeden finansa, lojistikten eğitime kadar her sektörün dönüşüm kapasitesi yazılım yetkinliğiyle doğrudan bağlantılıdır. Dolayısıyla Yazılım Meclisinin ortaya koyduğu her politika, yalnızca yazılım firmalarını değil, Türkiye’deki üretim ve hizmet ekosisteminin tamamını ilgilendirir.
Nisan 2026’da yapılan Meclis toplantısı bu yaklaşımın güzel bir örneğidir. TOBB’un resmî haberine göre toplantı; Meclis üyelerinin yanı sıra Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, TÜBİTAK BİLGEM, KOSGEB, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Türk Standardları Enstitüsünden temsilcileri bir araya getirdi. Aynı toplantıda Meclis bünyesinde oluşturulan 14 teknoloji odaklı komitenin çalışmalarına ve “ortak akıl” yaklaşımına vurgu yapıldı. TOBB’un toplantı duyurusu, Yazılım Meclisinin sektör ile kamu arasında kurduğu ilişkinin kapsamını göstermesi bakımından önemlidir.
Yazılım Meclisinin gerçek gücü, teknoloji üretenlerle teknolojiye ihtiyaç duyanları; sahadaki sorunlarla politika geliştirenleri aynı cümlede buluşturabilmesidir.
Bu temsil kapasitesi yapay zekâ alanında daha da değerlidir. Çünkü şirketlerin yapay zekâya geçişte yaşadığı sorunların önemli bir bölümü yalnızca yazılımla çözülemiyor. Nitelikli veri eksikliği, eski sistemlerle entegrasyon, yatırımın geri dönüşünün hesaplanamaması, uzman insan kaynağı ihtiyacı, bilgi güvenliği kaygısı, fikrî mülkiyet belirsizlikleri, regülasyonlar ve kurum içi direnç gibi başlıklar eş zamanlı yönetilmek zorunda. TOBB Türkiye Yazılım Meclisi gibi geniş temsil kabiliyetine sahip yapılar, bu sorunları tek bir sektörün penceresinden değil, bütün değer zinciri açısından tartışma imkânı sunuyor.
Bu zirve neden klasik bir “konferans” değil?
Türkiye’de her yıl çok sayıda teknoloji etkinliği düzenleniyor. Bazıları geleceğe dair ilham veriyor, bazıları yeni teknolojileri tanıtıyor, bazıları ise belirli bir meslek grubunu bir araya getiriyor. TOBB İş Dünyası Yapay Zekâ Zirvesinin ayırt edici tarafı, yapay zekâyı bir teknoloji gösterisi olarak değil, iş dünyasının gerçek problemleri üzerinden ele almasıdır.
Zirvenin resmî anlatısında da yapay zekânın teoriden çıkarılarak şirketlerin iş süreçlerine entegre edilebilecek somut çözümlere dönüştürülmesi hedefleniyor. Program bu hedefi destekleyen bir yapıya sahip. Türkiye’nin yapay zekâ vizyonu, stratejisi ve eylem planı; yapay zekâ yatırımlarının iş sonuçlarına dönüşmesi; KOBİ ve sanayide yapay zekâya geçiş; teknoloji odaklı sektörlerde yeni iş modelleri; üretimde verimlilik, kalite, bakım, tedarik zinciri ve maliyet yönetimi gibi konular aynı gün içinde farklı açılardan ele alınacak.
Programda kamu politikası ile saha uygulamasının yan yana gelmesi özellikle değerli. Bir girişimci bir yandan Türkiye’nin ulusal hedeflerini ve kamunun önceliklerini dinlerken diğer yandan sanayicinin neye ihtiyaç duyduğunu, büyük şirketlerin hangi çözüm kriterlerini aradığını ve KOBİ’lerin adaptasyon sürecinde nerede zorlandığını öğrenebilecek. Bu, yalnızca bilgi edinmek değil; ürün stratejisini daha doğru bir zeminde yeniden değerlendirmek anlamına geliyor.
Zirvenin bir diğer güçlü yönü ise yapay zekâ destekli B2B eşleşme modeli. Katılımcıların profilleri, ihtiyaçları ve ilgi alanları üzerinden planlanan görüşmeler; rastlantısal kartvizit alışverişinin ötesine geçmeyi amaçlıyor. Resmî programda iki ayrı B2B seansına ve toplam sekiz görüşme turuna yer veriliyor. Etkinliğin hedefleri arasında 1.000’in üzerinde katılımcı, 500’ün üzerinde karar verici, 1.000’in üzerinde B2B görüşme ve 20’den fazla konuşmacı bulunuyor. Zirve için 5.000’in üzerinde başvuru alınmış olması da iş dünyasındaki ihtiyacın ve ilginin büyüklüğünü gösteriyor. TOBB Türkiye Yazılım Meclisinin tarih güncellemesi bu yoğun başvuru bilgisini paylaşırken, zirvenin resmî programı B2B modelinin ayrıntılarını aktarıyor.
İyi bir etkinliğin başarısı salondaki kişi sayısıyla değil, etkinlik sonrasında kurulan iş birlikleriyle ölçülür. Bu zirvenin güçlü tarafı, ölçülebilir temas ve ticari çıktı üretme iddiasıdır.
Girişimciler bu zirveye neden özellikle ilgi göstermeli?
Girişimcilik ekosisteminde teknoloji etkinliklerine katılım çoğu zaman görünürlük, yatırımcıyla tanışma veya yeni insanlarla bağlantı kurma çerçevesinde değerlendiriliyor. Bunların tamamı önemlidir; ancak TOBB İş Dünyası Yapay Zekâ Zirvesi girişimciler açısından daha stratejik bir fırsat sunuyor: pazarın gerçek talebini doğrudan dinleme fırsatı.
1. Girişimci, geliştirdiği teknolojiye değil çözdüğü probleme âşık olmalı
Yapay zekâ girişimlerinin en büyük risklerinden biri, güçlü bir teknik yetkinliği gerçek bir müşteri problemine bağlayamamaktır. Etkileyici bir model, başarılı bir demo veya yüksek doğruluk oranı tek başına sürdürülebilir bir şirket oluşturmaz. Müşterinin bütçe ayırdığı, çözmek için zaman ve kaynak harcadığı, ertelendiğinde maliyet üreten bir sorun bulunmalıdır.
Sanayicilerle, KOBİ yöneticileriyle ve kurumsal karar vericilerle aynı ortamda bulunmak; girişimciye kendi varsayımlarını sınama imkânı verir. Bir üretim şirketi gerçekten kestirimci bakım çözümü mü arıyor, yoksa önceliği kalite kontrol mü? Bir perakende şirketinin temel ihtiyacı talep tahmini mi, dinamik fiyatlama mı, müşteri kaybını azaltmak mı? Bir KOBİ yapay zekâ projesine neden başlamıyor: bütçe yetersizliğinden mi, veri dağınıklığından mı, insan kaynağı eksikliğinden mi, güvenlik kaygısından mı?
Bu soruların cevabı masa başında tahmin edilmemeli; müşterinin kendisinden öğrenilmelidir.
Girişimcinin zirveden çıkarabileceği en değerli sonuç bir kartvizit değil, doğrulanmış bir müşteri problemidir.
2. İlk müşteriye ve kurumsal satış fırsatına giden yol açılabilir
Yapay zekâ girişimlerinin önemli bir bölümü kurumsal müşterilere satış yapmayı hedefliyor. Ancak kurumsal satış; doğru karar vericiye ulaşmak, güven oluşturmak, teknik entegrasyonu açıklamak, pilot proje tasarlamak ve satın alma sürecini yönetmek açısından uzun bir yolculuktur.
TOBB’un geniş iş dünyası temsil gücü, girişimlerin normal şartlarda erişmekte zorlanabileceği sanayici, KOBİ ve sektör temsilcileriyle bir araya gelmesine yardımcı olabilir. B2B görüşmeler bu bakımdan özellikle değerlidir. Girişimci görüşmeye “Ürünümüzü anlatmak istiyorum.” diyerek değil, “Sizin şu operasyonel sorununuzu şu yöntemle, şu sürede ve şu başarı göstergeleriyle çözebiliriz.” diyerek hazırlanmalıdır.
İlk görüşmenin amacı mutlaka satış sözleşmesi imzalamak değildir. Doğru bir keşif toplantısı, veri erişimine ilişkin bir ön çalışma, sınırlı kapsamlı bir pilot veya teknik ekipler arasında yapılacak ikinci bir görüşme de son derece kıymetli çıktılardır.
3. Ürün-pazar uyumu daha hızlı sınanabilir
Bir girişim, ürün-pazar uyumuna yalnızca kullanıcı sayısını artırarak ulaşmaz. Doğru müşteri segmentini, doğru kullanım senaryosunu, doğru fiyatlandırmayı ve tekrarlanabilir satış modelini bulması gerekir. Zirvede farklı sektörlerden karar vericilerin bulunması, aynı çözümün hangi sektörde daha güçlü karşılık gördüğünü anlamak açısından değerli bir test alanı oluşturacaktır.
Örneğin görüntü işleme teknolojisi geliştiren bir girişim; savunma sanayii, üretim, tarım, perakende ve sağlık alanlarında farklı kullanım senaryolarına sahip olabilir. Ancak her alanın veri yapısı, mevzuatı, satış döngüsü, doğruluk beklentisi ve bütçesi farklıdır. Girişimci, “Her sektöre çözüm sunuyoruz.” söyleminin cazibesine kapılmak yerine hangi alanda daha hızlı değer ürettiğini bulmalıdır.
Yapay zekâ girişimleri için dikeyleşme bir daralma değil, pazara giriş stratejisidir.
4. Mevzuat ve güven konusu ürünün sonradan eklenecek parçası değildir
Yapay zekâ geliştiren girişimler çoğu zaman önce ürünü tamamlayıp mevzuat, etik, şeffaflık ve güvenlik konularını daha sonra ele almayı düşünüyor. Oysa özellikle sağlık, finans, insan kaynakları, eğitim, kritik altyapılar ve kamu uygulamalarında bu yaklaşım ciddi risk oluşturur.
Avrupa Birliği’ndeki düzenlemelerin uygulama takvimi, yapay zekâ ürünleri için uyumun artık gelecekte ele alınacak uzak bir başlık olmadığını gösteriyor. Modelin hangi verilerle çalıştığı, sonuçların izlenebilirliği, insan denetimi, kullanıcıya yapılan bilgilendirme, siber güvenlik tedbirleri ve hata durumunda sorumluluğun nasıl yönetileceği ürün mimarisinin parçası olmak zorunda.
Zirvede kamu temsilcilerinin, akademisyenlerin, teknoloji yöneticilerinin ve sektör liderlerinin bulunması; girişimcilerin yalnızca “Neyi geliştirebiliriz?” sorusunu değil, “Neyi güvenli, sorumlu ve ölçeklenebilir biçimde geliştirebiliriz?” sorusunu da gündemlerine almalarını sağlayacaktır.
5. Girişimler yeni iş ortaklıkları kurabilir
Yapay zekâ çözümleri çoğu zaman tek başına çalışmaz. Bulut altyapısı, veri merkezi, siber güvenlik, kurumsal kaynak planlama, müşteri ilişkileri yönetimi, nesnelerin interneti cihazları, sensörler, ödeme altyapıları ve sektörel yazılımlarla entegrasyon gerekebilir. Bu nedenle güçlü bir yapay zekâ girişimi, yalnızca iyi bir teknoloji ekibine değil, doğru iş ortaklıklarına da ihtiyaç duyar.
Zirve; tamamlayıcı teknoloji üreten şirketlerle, çözüm dağıtıcılarıyla, sistem entegratörleriyle ve potansiyel kanal ortaklarıyla tanışmak için önemli bir zemin sunacaktır. Özellikle kurumsal pazara yeni giren girişimler için itibarlı bir iş ortağıyla hareket etmek, satış döngüsünü kısaltabilir ve müşterinin güven eşiğini aşmayı kolaylaştırabilir.
6. Girişimci, kamu politikalarının yönünü okuyabilir
Girişimcilik yalnızca bugünün ihtiyacına ürün geliştirmek değildir; yarının önceliklerini erkenden okuyabilmektir. Ulusal stratejiler, eylem planları, teşvik mekanizmaları, standart çalışmaları ve kamu kurumlarının öncelikleri; önümüzdeki dönemde hangi alanların daha fazla destekleneceğine dair önemli işaretler verir.
Yapay zekâ okuryazarlığı, nitelikli insan kaynağı, yerli teknoloji kapasitesi, güvenilir yapay zekâ, siber güvenlik, sanayide dijital dönüşüm ve KOBİ’lerin adaptasyonu gibi başlıklar girişimler açısından yalnızca politika konusu değildir. Bunlar aynı zamanda yeni ürün, eğitim, danışmanlık, altyapı ve iş birliği alanlarıdır.
7. Görünürlük, doğru bağlamda oluştuğunda değerlidir
Bir girişimin görünür olması önemlidir; ancak kimin karşısında, hangi problemle ve hangi değer önerisiyle görünür olduğu daha önemlidir. İş dünyasının güçlü temsilcilerinin bulunduğu bir zirvede yer almak; girişimin kendisini yalnızca “yenilikçi” olarak değil, güvenilir, uygulanabilir ve sonuç odaklı bir çözüm sağlayıcısı olarak konumlandırmasına imkân verir.
Bu nedenle girişimcilerin hazırlığı yalnızca sunum dosyasından ibaret olmamalıdır. Bir dakikalık net anlatım, üç dakikalık ürün özeti, doğrulanmış kullanım senaryosu, ölçülebilir başarı göstergeleri, pilot proje önerisi ve görüşme sonrası takip planı hazır olmalıdır.
Girişimci zirveye nasıl hazırlanmalı?
Bir zirveye katılmak ile o zirveden sonuç almak aynı şey değildir. Etkinlik günü salonda bulunmak başlangıçtır; asıl fark hazırlıkta ve takipte ortaya çıkar.
Girişimci öncelikle ulaşmak istediği üç hedefi belirlemelidir. Bunlar yeni müşteri görüşmesi yapmak, pilot proje ortağı bulmak, sektörel entegrasyon geliştirmek, kamu desteklerini öğrenmek, ürününü belirli bir dikeyde doğrulamak veya stratejik yatırımcılarla ilişki kurmak olabilir. Hedef net değilse gün boyunca çok sayıda kişiyle konuşulur fakat etkinlik sonunda somut bir ilerleme sağlanamaz.
İkinci olarak hedef şirket ve kişi listesi hazırlanmalıdır. Görüşülecek kurumun faaliyet alanı, muhtemel ihtiyacı ve girişimin sunabileceği değer önceden araştırılmalıdır. Herkese aynı sunum yapılmamalı; değer önerisi karşı tarafın sektörüne ve problemine göre uyarlanmalıdır.
Üçüncü olarak girişimci, teknik özellikler yerine iş sonucunu anlatmalıdır. “Gelişmiş makine öğrenmesi algoritmaları kullanıyoruz.” cümlesi yerine “Kalite kontrol süresini kısaltıyor, hatalı üretimi erken tespit ediyor ve kayıp maliyetini azaltıyoruz.” demek çok daha güçlüdür.
Dördüncü olarak pilot önerisi hazır olmalıdır. Pilotun kapsamı, süresi, gerekli veri, başarı ölçütleri, tarafların sorumlulukları ve pilot sonrasında izlenecek yol açıkça tanımlanmalıdır.
Son olarak her görüşme kayıt altına alınmalı ve en geç birkaç gün içinde kişiselleştirilmiş bir takip mesajı gönderilmelidir. Etkinlikte kurulan temasların büyük bölümü, düzenli takip yapılmadığı için kaybolur.
Networking tesadüflerle başlar; iş birliği ise hazırlık, güven ve disiplinli takip ile kurulur.
THK & Orion TEKMER olarak biz neden bu zirvede yer alıyoruz?
THK & Orion TEKMER olarak yapay zekâ ve siber güvenlik başta olmak üzere teknoloji girişimlerinin fikirden ürüne, üründen pazara ve pazardan ölçeklenmeye uzanan yolculuklarını desteklemeyi önemsiyoruz. Bir teknoloji geliştirme merkezinin görevinin yalnızca girişimcilere çalışma alanı sunmak olmadığına inanıyoruz. TEKMER; girişimciyi doğru müşteriyle, doğru mentorla, doğru kamu desteğiyle, doğru yatırımcıyla ve doğru iş birliği ağıyla buluşturabilmelidir.
Bu nedenle TOBB İş Dünyası Yapay Zekâ Zirvesi’nde yer almak bizim için bir görünürlük çalışmasından çok daha fazlasıdır. Zirvede;
- yapay zekâ ve siber güvenlik alanında çözüm geliştiren girişimlerle tanışmayı,
- sanayinin ve KOBİ’lerin gerçek teknoloji ihtiyaçlarını dinlemeyi,
- girişimlerimiz için pilot proje ve kurumsal iş birliği fırsatları oluşturmayı,
- kamu, üniversite, özel sektör ve yatırım ekosistemi arasındaki ilişkileri güçlendirmeyi,
- Ankara’nın teknoloji girişimciliği kapasitesini daha geniş bir iş dünyası ağıyla buluşturmayı
hedefliyoruz.
Özellikle yapay zekâ alanında çalışan girişimcilerin yalnızca teknik başarıya değil, ticarileşme kapasitesine de odaklanması gerektiğini düşünüyoruz. Güçlü bir ürün geliştirmek çok önemlidir; ancak o ürünü doğru sektöre konumlandırmak, güvenli biçimde uygulamak, satış modelini kurmak ve ölçeklenebilir bir şirkete dönüştürmek ayrı bir yetkinlik gerektirir.
THK & Orion TEKMER olarak bu yolculukta girişimcilerin yanında olmak, ihtiyaçlarını dinlemek ve onları doğru paydaşlarla buluşturmak istiyoruz. Zirve boyunca yapay zekâ ve siber güvenlik alanlarında yenilikçi çözümler geliştiren kurucularla, sanayicilerle, yatırımcılarla ve ekosistem paydaşlarıyla görüşmekten büyük memnuniyet duyacağız.
Bizim için gerçek başarı, bir girişimin yalnızca sahnede alkışlanması değil; sahadan müşterisi, pilot projesi, iş ortağı ve büyüme planıyla ayrılmasıdır.
Yapay zekâ dönüşümünde Türkiye’nin önündeki asıl fırsat
Türkiye’nin güçlü bir sanayi altyapısı, dinamik bir girişimcilik ekosistemi, genç teknoloji insan kaynağı ve geniş bir KOBİ ağı bulunuyor. Bu yapı, yapay zekâ konusunda önemli bir fırsat sunuyor. Çünkü dünyada değer yalnızca en büyük temel modeli geliştiren şirketler tarafından üretilmeyecek. Asıl büyük ekonomik değerlerden biri, yapay zekâyı belirli sektörlerin somut sorunlarına güvenilir ve ölçeklenebilir biçimde uygulayan şirketlerde oluşacak.
Türkiye; üretim teknolojileri, savunma sanayii, havacılık, mobilite, lojistik, finans, tarım, sağlık, enerji, perakende ve turizm gibi alanlarda önemli bir uygulama deneyimine sahip. Girişimlerimiz bu sektörel bilgiyi yapay zekâ yetkinliğiyle birleştirebilirse yalnızca iç pazarda değil, bölgesel ve küresel pazarlarda da güçlü ürünler geliştirebilir.
Ancak bunun için üç temel köprü kurulmalıdır.
Birincisi, teknoloji ile gerçek sektör ihtiyacı arasındaki köprüdür. Girişimci sanayicinin problemini anlamalı, sanayici de yeni teknolojiyi yalnızca maliyet değil rekabet yatırımı olarak görmelidir.
İkincisi, girişim ile kurumsal şirket arasındaki köprüdür. Pilot süreçleri hızlandırılmalı, satın alma mekanizmaları girişimlerle çalışmaya uygun hâle getirilmeli ve başarılı pilotların ölçeklenmesi sağlanmalıdır.
Üçüncüsü, yenilik ile güven arasındaki köprüdür. Veri güvenliği, etik ilkeler, mevzuata uyum, insan denetimi ve siber dayanıklılık daha ürün geliştirme sürecinin başında ele alınmalıdır.
TOBB Türkiye Yazılım Meclisi gibi yapılar ve TOBB İş Dünyası Yapay Zekâ Zirvesi gibi buluşmalar, bu üç köprünün aynı anda kurulabileceği nadir zeminlerdir.
Sonuç: Geleceği beklemeyeceğiz, birlikte inşa edeceğiz
Yapay zekâ dönüşümü bir gün başlayacak uzak bir gelecek senaryosu değildir. Dönüşüm bugün; fabrikaların üretim planlarında, bankaların risk modellerinde, perakende şirketlerinin talep tahminlerinde, sağlık kuruluşlarının karar destek sistemlerinde, girişimlerin ürünlerinde ve kamu kurumlarının stratejilerinde başlamış durumdadır.
Şimdi önümüzde iki seçenek var. Ya bu dönüşümü dışarıdan izleyip başkalarının geliştirdiği teknolojilerin kullanıcısı olacağız ya da kendi verimiz, insan kaynağımız, sektörel tecrübemiz ve girişimcilik enerjimizle değer üreten tarafta yer alacağız.
Türkiye’nin yapay zekâdaki geleceğini yalnızca sahip olduğu algoritmalar değil; kurabildiği iş birlikleri, yetiştirdiği insan kaynağı ve teknolojiyi sahaya indirme cesareti belirleyecektir.
29 Temmuz 2026’da Ankara’da gerçekleştirilecek TOBB İş Dünyası Yapay Zekâ Zirvesi bu nedenle önemli bir buluşmadır. Zirve, yapay zekâyı konuşmak için değil; onu doğru yatırımlara, güçlü iş birliklerine, verimli üretime ve küresel rekabet gücüne dönüştürmek için kurulmuş bir masadır.
TOBB Türkiye Yazılım Meclisini, Yapay Zekâ Komitesini ve organizasyonun hayata geçmesinde emeği bulunan tüm paydaşları bu vizyoner buluşma için kutluyorum.
THK & Orion TEKMER olarak biz de bu önemli zirvede yer alacağız. Yapay zekâ ve siber güvenlik alanlarında çözüm geliştiren girişimcilerle, yeni teknolojilere yatırım yapmak isteyen sanayicilerle, iş birliği arayan kurumlarla ve Türkiye’nin teknoloji geleceğine katkı sunmak isteyen bütün paydaşlarla bir araya gelmek için sabırsızlanıyoruz.
Geleceğin kazananları yapay zekâ hakkında en çok konuşanlar değil; doğru problemi seçen, güvenilir çözüm geliştiren ve birlikte değer üretenler olacaktır.


