Amazon Web Services (AWS) Üst Yöneticisi (CEO) Matt Garman, şirketin yeni veri merkezleri inşa etmek amacıyla kamu kurumlarıyla yürüttügü onay süreçlerinde artık gizlilik sözleşmesi (NDA) imzalamadığını duyurdu. Garman’ın bu açıklaması, toplumda giderek tırmanan veri merkezi karşıtlığına yanıt verdiği ve bu tesislerin yerel bölgelere fayda sağladığını savunduğu kapsamlı blog yazısında öne çıkan en kritik husus oldu.
“Şeffaflık Eksikliği Toplumsal Tepkiyi Tetikliyor”
Projelerde uygulanan gizlilik anlaşmaları, toplum tabanında büyüyen veri merkezi tepkisinin ana nedenleri arasında gösteriliyor. Çevre aktivisti Erin Brockovich, veri merkezlerine ilişkin en büyük şikayetin şeffaflık eksikliği olduğunu vurgulayarak, projelerin genellikle ruhsatlar alındıktan sonra duyurulduğuna, geliştiricilerin geri dönüş yapmadığına ve yerel yetkililerin komşulardan habersiz gizlilik anlaşmalarına imza attığına dikkat çekti.
Bu tepkilerin bir sonucu olarak New York eyaleti devasa veri merkezlerinin izin süreçlerini bir yıllığına askıya aldı. Garman’ın aktardığı bilgilere göre, ABD genelinde 100’den fazla bölgede benzer moratoryum kararları değerlendiriliyor. Yasağın olumsuz sonuçlar doğuracağını savunan Garman, bu tür engellemelerin ülkeyi küresel yarışta geride bırakabileceği uyarısında bulundu.
Veri Merkezleri Hakkındaki Dört Büyük İddiaya Yanıt
AWS CEO’su Matt Garman, kamuoyunda veri merkezleriyle ilgili doğru bilinen dört temel yanlış bulunduğunu ileri sürerek şu değerlendirmelerde bulundu:
- Su Tüketimi: Amazon’un yayımladığı su kullanım raporuna atıfta bulunan Garman, veri merkezlerinin doğrudan su tüketiminin ABD’deki toplam endüstriyel su kullanımının yalnızca %0,5’ini oluşturduğunu; bu oranın golf sahaları ve badem yetiştiriciliğinin çok gerisinde kaldığını ifade etti.
- Elektrik Maliyetleri: Fiyat artışlarının temel nedeninin talep gelmeden önce yenilenmeyen ve genişletilmeyen eski şebeke altyapıları olduğunu belirten Garman, yoğun veri merkezi bulunan bazı eyaletlerde elektrik maliyetlerinin düştüğünü veya daha yavaş arttığını savundu.
- Çevre Kirliliği: Tesislerdeki yedek jeneratörlerin yılın %99,9’unda atıl durumda beklediğini ve sadece rutin bakım testleri için yılda yaklaşık 10 saat çalıştığını kaydeden Garman, eleştirilerin gerçek emisyona değil izin verilen maksimum sınırlara odaklanmasını haksız bulduğunu belirtti.
- Bölgesel Katkı: Kamu kurumlarıyla gizlilik anlaşması uygulamasını tamamen sonlandırdıklarını yineleyen Garman, Amazon’un son üç yılda veri merkezlerinin yer aldığı topluluklara 1 milyar doları aşkın katkı sağladığını dile getirdi.
Uzmanlar ve Eleştirmenler Şüpheyle Yaklaşıyor
Garman’ın açıklamaları sektördeki tartışmaları tamamen bitirmeye yetmedi. Tesis içi su kullanımını sıfırladığını öne süren Nvidia gibi teknoloji devlerinin, çip üretimi ve elektrik üretimi aşamalarındaki dolaylı su tüketimini hesaba katmadığı eleştirisi yöneltiliyor. Bilim insanları da eyalet ve federal düzeyde zorunlu bir raporlama standardı bulunmadığı için enerji ve su kullanımının bağımsız şekilde incelenmesi gerektiğini vurguluyor.
Diğer yandan bağımsız denetim organları, ABD’nin en büyük elektrik şebekesinde yaşanan yıllık %76’lık fiyat artışının ana sorumlusu olarak veri merkezlerini işaret ediyor. Teksas’ta kurulması planlanan bir Amazon veri merkezinin yıllık 33 milyon ton karbondioksit salınım izni alması da çevre örgütlerinin tepkisini çekmeye devam ediyor.
Anthropic CEO’su Dario Amodei konuyu “temel bir güven krizi” olarak tanımlarken, sektör gözlemcileri teknoloji firmalarının sunduğu argümanların toplum nezdinde inandırıcılık kazanmakta zorlandığına işaret ediyor.


